47 SANİYEDE DEVRİLEN REJİM: MADURO’UN DÜŞÜŞÜ


 







Venezuela ile ABD arasındaki ilişkiler, yalnızca iki ülkenin diplomatik etkileşimi değildir. Aynı  zamanda, tam zıt ideolojilere ve karakterlere sahip bu iki tarafın uzun zamandır süregelen mücadelesidir. Bir tarafta, Hugo Chavez’in mirasını "anti-emperyalist" bir yapı olarak sürdüren Nicolas Maduro; diğer tarafta ise ABD'nin küresel etkisini "Önce Amerika" sloganıyla yeniden tesis etmek isteyen Donald Trump var. Bu iki lider arasındaki düşmanlık 2017’den bu yana artan bir gerilime sahiptir. Trump, başkanlık döneminin ilk kısmında Maduro'yu "geçersiz" olarak nitelendirmiş ve 2019’da muhalif lider Juan Guaidó’yu destekleyerek Caracas üzerindeki baskıyı artırmıştır. Ancak 2025 yılına gelindiğinde bu gerginlik, sadece diplomatik bir mücadeleden çıkıp, bir "suçlu avına" dönüşmüştür.Trump yönetimi, 2025’in sonlarına doğru Venezuela’nın “gölge filosuna” karşı tam kapama kararı alarak Maduro yönetimini zayıflatmayı amaçladı. Maduro, Rusya ve Çin ile kurduğu stratejik ortaklıklarla Latin Amerika’da ABD karşıtı bir grup oluştururken; Trump bu durumu ABD’nin ulusal güvenliğine ve Monroe Doktrini’ne bir tehdit olarak değerlendirdi. ABD’nin Maduro’yu “Güneşler Çetesi” adlı bir suç örgütünün lideri olarak tanımlaması, askeri müdahalenin hukuki temelini oluşturacak en önemli siyasi hamleydi. ABD Adalet Bakanlığı’nın Maduro’ya yönelik "narko-terörizm" suçlamasıyla hazırladığı iddianame ve 50 milyon dolarlık ödül, Trump’ın Maduro'yu bir devlet başkanı değil, "küresel bir uyuşturucu kartelinin lideri" olarak gördüğünü açıkça göstermekteydi. Maduro ise bu duruma "Yüzyılın en büyük tehdidiyle karşı karşıyayız" diyerek, ordusunu ve milis güçlerini harekete geçirerek tepki verdi. 2026'nın ilk günlerinde gerçekleşen askeri müdahale, bu biriken enerjinin patlama anı olmuştur.


3 Ocak 2026 sabahında Caracas’ta duyulan patlamalar, yalnızca bir hükümetin yıkılışını değil, modern dünya düzeninin en çarpıcı askeri ve diplomatik olaylarından birinin başlangıcını gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla yürütülen “Kesin Kararlılık Operasyonu” Operation Absolute Resolve) olarak adlandırılan bu müdahale, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun uzun süredir süren yönetimini birkaç saat içinde sona erdirdi. 


Müdahalenin Detayları: Saat Saat Olaylar


Ocak ayının başlarında gerçekleşen gelişmeler, askeri tarihe geçecek bir hızla yaşandı. Trump yönetiminin “cerrahi müdahale” dediği süreç şu şekilde gerçekleşti:


2 Ocak 2026: Donald Trump, "Operation Absolute Resolve" (Kesin Kararlılık Operasyonu)

için nihai emri verdi.


3 Ocak – 02:00: ABD Özel Kuvvetleri (Delta Force), Caracas’ta iletişim sistemlerini çökerten bir siber saldırıyla beraber şehre girdi. Caracas ve çevresindeki askeri üsler ile iletişim kulelerine yoğun hava saldırısı başladı. Şehirde geniş çaplı elektrik kesintileri yaşandı.


3 Ocak – 04:21: ABD Özel Kuvvetleri (Delta Force), Caracas'ta Maduro'nun bulunduğu ve 

"kale" gibi korunan sığınağa baskın düzenleyerek Maduro ve eşi Cilia Flores'i ele geçirdi.Trump’n ifadesiyle ‘’çelik kapılar 47 saniyede aşıldı.’’ Trump, bu anı sosyal medya platformu Truth Social’dan “Maduro elimizde” diyerek duyurdu.


3 Ocak – Öğleden sonra: Maduro ve eşi, Karayip Denizi’nde bulunan USS Iwo Jima gemisinden alınıp New York’taki bir federal üsse götürüldü. Trump, basın toplantısında operasyonun kayıpsız tamamlandığını ve petrol şirkelerinin yakında bölgeye gideceğini açıkladı. Maduro’yu taşıyan uçak New York’taki Stewart Hava Üssü’e indi ve Maduro federal ajanlar tarafından hangara götürüldü.


Hukuki Meşruiyet: Devlet Dokunulmazlığına Aykırı İddialar


Bu operasyon, uluslararası hukuk alanında büyük tartışmalara yol açtı. Washington, bu durumu “bir devlet başkanına saldırı” yerine, “narko-terör suçlusunun yakalanması” olarak tanımlıyor. Trump yönetimi, 1989’daki Panama müdahalesini (Manuel Noriega olayını) örnek göstererek, suçlanan bir liderin devletin egemenlik korumasının arkasına saklanamayacağını savunuyor. Rusya, Çin ve Brezilya gibi birçok ülke, bu durumu Birleşmiş Milletler Sözleşmesi ve ülkelerin egemenlik haklarına ciddi bir saldırı olarak değerlendiriyor. Tartışmanın merkezinde sorulan soru şu: Bir süper güç, “demokrasi getirme” veya “suçla mücadele” bahanesiyle başka bir ülkenin liderini zorla tutabilir mi?


Enerji Jeopolitiği ve “Petrol Diplomasisi”


Müdahalenin en önemli nedenlerinden biri, Venezuela’nın dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip olmasıydı. Trump, operasyondan sonra yaptığı açıklamada, “Amerikan petrol şirketlerinin tesisleri onarmak ve üretimi artırmak için bölgeye geleceğini” net bir şekilde belirtti. Bu durum, küresel enerji piyasalarında iki önemli sonuç doğurabilir:


Arz Güvenliği: Venezuela petrolünün küresel pazara biraz daha girmesi, ham petrol fiyatlarında bir denge ya da düşüş sağlayabilir.


Ekonomik Hegemonya: ABD, bölgede enerji kaynaklarını doğrudan kontrol ederek, Çin ve

Rusya’nın Latin Amerika üzerindeki ekonomik etkisini azaltmayı amaçlıyor.


Küresel Tepkiler ve Jeopolitik Ayrışma


Dünya, bu operasyon nedeniyle iki ana gruba ayrıldı. Bir yanda “hukuksuz işgal” vurgusu

yapan Moskova-Pekin bloğu, diğer yanda “tiranlığın sonu” diyerek müdahaleyi kutlayan

Washington ve müttefikleri yer alıyor. Türkiye gibi bölgesel güçler ise, istikrarın sürdürülmesi ve insani krizin derinleşmemesi adına temkinli ama dengeli bir tutum alıyor.


Nicolas Maduro’nun New York’taki bir mahkemeye çıkarılması, 21. yüzyılda "müdahale" kavramının yeniden şekillenmesine yol açıyor. Trump’ın bu hareketi, askeri gücün diplomasi

ile bir kenara itildiği, Monroe Doktrini'nin en sert biçimiyle geri döndüğü belirsiz bir dönemi başlatıyor. 3 Ocak gecesi Caracas’ta helikopter gürültüleri sona erdiğinde, yalnızca bir rejim değil, Latin Amerika'daki son yirmi yıla yön veren bir düşünce tarzı da sessizliğe gömüldü. "Kesin Karar" operasyonu ile diplomasi masalarını devirdiği Washington, artık yalnızca bir "seyirci" olmaktan çıkıp, oyunun kurallarını belirleyen ve sona erdiren bir güç haline geldiğini gösterdi. Bugün Maduro, New York’taki hücresinde adalet için beklerken, Venezuela'nın sokaklarında belirsizlik rüzgarları esiyor. Yeni kuralların belirlendiği ve "dokunulmaz" kişilerin karşı karşıya geldiği bu yeni dünya düzeninde perde kapandı; ancak Caracas’tan New York’a uzanan bu büyük "şah" hamlesinin küresel etkileri henüz yeni başlıyor.


KAYNAKÇA


https://youtu.be/4yh6GU6zFHc?si=NI2KGH5FYulYaGIs

https://share.google/7cYMrCGzMYOcTWcDC

https://www.war.gov/News/News-Stories/Article/Article/4370431/trump-announces-

us-militarys-capture-of-maduro/

https://www.theguardian.com/world/2026/jan/03/explosions-reported-venezuela-

caracas?hl=tr-TR

https://www.savunmasanayist.com/trump-maduro-ve-esinin-yerini-acikladi/?hl=tr-TR

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-baskani-donald-trump-maduro-ve-esinin-bir-

gemiyle-new-yorka-getirilecegini-acikladi/3788423



Cemile Ceyda ÜNSAL

BÖLGESEL ANALİZ TOPLULUĞU

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

Yorumlar

Popüler Yayınlar