SÜRGÜN YOLUNDA KIRIM TATARLARI

 


1774 yılında Osmanlı- Rus savaşları sonucu imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu’ndan kopan Kırım bu sürecin devamında özellikle 1873’te Rusya’nın işgali ile Kırım Tatarları zorlu bir döneme girecekti. 2. Dünya savaşına geldiğimizde ise Rus ordusunun ani şok saldırısı (Blitzkrieg) sonucu Kırım, Alman işgali altında kalmıştır. Buna rağmen Kırım Tatarları Sovyetler safında onurlu ve güçlü bir mücadele vermişlerdir. Yiğitçe çarpışmalarına rağmen Kırım Tatarları Sovyetler tarafından Nazi Almanya’sıyla iş birliği yapması gerekçesi ile asılsız suçlamalara maruz bırakıldı. Nazi Almanya’sı için Kırım önem arz ediyordu. Hem Kafkaslara çıkan yol olarak hem de Türkiye’yi kontrol altında tutma bakımından önemli bir stratejik noktaydı. Fakat Barbarossa Harekatı’nın olumsuz sonuçlanmasıyla beraber bu Almanya için hayalden öteye geçemedi. Kızıl Ordunun Kırım’ı geri almasıyla beraber Kırım Tatarları Ruslardan baskı ve zulüm görmeye başladı. Sovyet yönetimi tarafından yapay, kurgulanmış aslı olmayan raporlar hazırlandı ve Kırım Tatarları’nın sürgün talepleri hazırlandı. Dönemin Sovyet Lideri Stalin bu kararnameyi imzalayarak Kırım Tatarları’nı Orta Asya’ya sürgüne zorladı.

Sürgün, kararnamede yazılı olduğu gibi 20 Mayıs’ta başlaması gerekirken 2 gün önceye alınıp 18 Mayıs 1944’te şafak vakti başlatıldı. Aynı zamanda 2.Dünya Savaşı devam ettiği için Kırım Tatar erkekleri cephede Nazi Almanya’sına karşı savaşıyordu. Geride kalan kadın, çocuk, yaşlılar Sovyet yetkilileri tarafından gece yarısı 15 dakika gibi kısa bir zamanda meydanlarda toplatılıp zorba bir şekilde tren vagonlarına bindirildi. 250.000 Kırım Tatarı 3 günlük sürecek ve hayvanların taşındığı vagonlarda Orta Asya’ya kadar yaşam mücadelesi verecekti. Bu sürgün sırasında binlerce Tatar hayatını açlıktan, hastalıktan insani olmayan şartlardan dolayı hayatını kaybetti. Bütün bunlar olduğu yetmediği gibi Sovyetler tarafından Türk-Tatar kökenli olan Kırım Yarımadası’nın Tatarca olan yer isimleri Rusça olarak değiştirdi. Kırım üzerinde yıllardır gelen kültürü yok etmek için sistematik çalışmalar yapılmaya devam edildi. Bu sürgünden sonra yüzde Tatarların %20’si açlık, bitkinlik ve hastalıktan öldü. Bütün bunların üzerine gönderildikleri yer çok mu iyiydi? Tabiki hayır…

   Özbekistan’daki toplanma yerleri Sovyet askerleri tarafından korunan dikenli tellerle çevrili ve aslında Nazi kamplarını aratmayan çalıştırma kamplarıydı. Bu kamp yerleri Stalin tarafından kurulan Gulag olarak bilinen çalışma kamplarıydı. Getirilenler tarlalarda, çiftliklerde, madenlerde ve fabrikalarda köle gibi çalıştırılıyorlardı. 1948 yılında ırkçı bir karar ile Sovyet hükümeti tarafından ‘hayat boyu yerleşimci ‘olarak tanındı. 1957 yılına kadar Tatarlar kendi dillerinde ve kimlikleriyle faaliyet gösteremediler. Stalin’in ölümü sonrası Ukrayna’nın Rusya’ya bağlanış yıl dönümü nedeniyle Kırım toprakları, Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne hediye edildi. 1965’ten itibaren sürgün edilen Tatarlar, anavatanları olan Kırım’a dönmek için siyasi faaliyetlere geçti. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Kırım Tatarları’nın vatanı, Ukrayna'ya bağlı olan Kırım Özerk Cumhuriyeti oldu. Rusya Kırım'ı 2014'te yasa dışı olarak ilhak etti. Kırım Tatarları yeniden Stalin döneminde olduğu gibi baskı politikasının kurbanı oldu. Kırım Tatar Milli Meclisi, "aşırıcı örgüt" kapsamına alınarak faaliyetleri yasaklandı. Meclis ile doğrudan bağı olan 2.500 Tatar ile onlarla ilişkisi olan herkes aşırıcı örgüt üyesi durumuna düşürüldü. Baskı altında hisseden bazı Tatarlar Kırım'ı terk etti.

    Kırım Tatarları için zor günler 2014 yılında Kırım’ın ilhakı ile birlikte yeniden başlamıştır. Ukrayna şimdi Rusya’nın saldırısı altında topraklarının bağımsızlığı için mücadele ediyor Putin ise günümüzde milyonlarca ukraynalının ülkesini terk etmesine neden oldu. Kırımlıların ve Ukrayna’nın mücadelesi devam ediyor. Moskova yönetimi tarafından Kırım Tatar Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da 7 yıldır vatanından uzak yaşamak zorunda kalmıştır ama tarihin cilvesi sözü söyletmiştir. ‘Sovyetlerle ömrümün sonunda kadar savaşacaktım ama Sovyetler’in ömrü yetmedi’.

AHMET KAYA

MUĞLA SITKI KOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

SİYASET BİLİMİ VE ULUSLARARASI İLİŞKİLER

BÖLGESEL ANALİZ TOPLULUĞU


Yorumlar

Popüler Yayınlar