ORTADOĞU’DAKİ SU SAVAŞLARI


 


Su insan hayatının vazgeçilmez moleküllerinden belki de en önemlisini oluşturmaktadır. Birçok yaşamsal maddenin alternatifi bulunurken suyun herhangi bir alternatifi bulunamamıştır.Dünyanın üçte ikisini oluşturmasına karşın bunun %1’lik bir kısmı taze su niteliğindedir. Taze suyun bu denli kısıtlı ve değerli olması devletlerin politikaların da suyun öncelikli bir konu olması sonucunu doğurmaktadır. Bu öncelik kimi zamanlarda çatışmaya kadar gitmektedir. Dünyada ülkeler ve bölgeler arası su konulu birçok antlaşma yapılmıştır ve uygulanmaktadır.

 Ancak siyasal, etnik ve ekonomik sebeplerin  etkisiyle, dünyanın en kurak bölgeleri arasında yer alan Ortadoğu’da kalıcı bir uzlaşı sağlanamamıştır. Temelinde Ortadoğu; batıda Atlantik Okyanusu'ndan, doğuda Afganistan'a kadar uzanan bir coğrafyayı tanımlamaktadır. Ortadoğu; Türkiye, Katar, Cezayir, Fas, Libya, Tunus, İsrail, Mısır, Suriye, Lübnan, Suudi Arabistan, Ürdün, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak, Yemen ve İran ülkelerini içermektedir.

BM, “Gelecek İçin Tatlısu 2003” raporunda, 2040 yılında Ortadoğu’da su için savaşların olabileceği uyarısında bulunuyor. Amerikan Merkezi Haber Alma Ajansı CIA’nın 2030 öngörülerinde de su savaşlarına yer veriliyor ve Orta Doğu, Aşağı Sahra Bölgesi ile Güney Doğu Asya en riskli bölgeler olarak gösteriliyor.

Ortadoğu da son yüzyılın en büyük belirleyicisi petrol olmuştur. Uğruna nice savaşların yapıldığı bu önemli kaynak bugün iktidarını su ile paylaşmaktadır.Mısır, İran, Irak, Ürdün, Kuveyt, Libya, Suudi Arabistan, Tunus, BAE, Yemen, Bahreyn gibi birçok Ortadoğu ülkesi su kıtlığı yaşamaktadır .Nüfustaki artış ve su israfı su sorunun artmasına yol açmaktadır. Ortadoğu ülkeleri ihtiyaçlarını temelinde  dört büyük kaynaktan sağlamaktadır

 Bunlar;

a) Türkiye’den doğan Dicle ve Fırat’ın birleşmesiyle oluşan Şattülarap Nehri, b) Golan Tepeleri’nden doğan Ürdün (Şeria) Nehri, c)Asi Nehri, d) Dünyanın en büyük dördüncü nehri olan Nil Nehri, e) Son olarak da Lübnan’da doğan Litani Nehri.

 Bu suların birçoğu sınırlarını aşmakta ve birçok ülke tarafından ortak kullanılmaktadır. TASAM  Su Savaşı ihtimallerine göre yapılan sınıflandırmada Ortadoğu su sorunu üç alt bölgeye ayrılmıştır.Birincisi sudan sebeple savaşın yaşandığı Ürdün Havzası, ikincisi siyasal sebepler ve kuraklığın etkisiyle çatışmanın eşiğine yaklaşmış Fırat-Dicle Havzası ve üçüncüsü Nil Havzasıdır. Nil Nehri’nin sularının paylaşımı konusunda Mısır, Sudan ve Etiyopya; Şeria Nehri’nin paylaşımı konusunda İsrail, Filistin, Ürdün, Suriye ve Lübnan; Asi, Fırat ve Dicle konusunda da Türkiye, Suriye ve Irak anlaşmazlık içerisindedirler.

  Ürdün Havzasının yer aldığı coğrafya, su kaynağının bölgedeki en kısıtlı olduğu yeri oluşturmaktadır.  Suyun bu kadar az olmasına bir de bölgedeki Arap-İsrail düşmanlığı eklenince gerginlik belli dönemlerde savaşa dönüşmüştür. Özellikle bölgede gelişmiş güç olan İsrail sanayi sebepleri öne sürerek payının artmasını istemektedir.İsrail’in su güvenliği açısından işgal ettiği Golan Tepeleri’nin önemi büyüktür ve İsrail'in yıllık su tüketiminin yüzde 15'i bu bölgeden karşılamaktadır. İsrail, Golan Tepeleri’nden çekildiği takdirde, tek büyük yüzeysel su rezervuarı olan Galile Gölü’ne girecek suyun miktarını Suriye’nin inisiyatifine bırakmış olacaktır. Bölgedeki genel su sıkıntısı nedeniyle İsrail'in Golan'dan kayıtsız şartsız çekilmesinin beklenmesi çok gerçekçi olmayacaktır. 

 Fırat-Dicle Havzasıyla ilgili gerginliğin temel sebebi Fırat ve Dicle Nehirlerinin statüsündeki anlaşmazlıklar olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye için bu iki nehir sınır aşan sular iken, Suriye ve Irak için uluslararası sular statüsündedir. Bundan dolayı taraflar su kaynaklarıyla ilgili farklı taleplerde bulunmaktadır. Taraflar arasındaki gerginlik savaşa dönüşmemiş ancak Suriye, Türkiye toprakları üzerinde ayrılıkçı hedefleri olan PKK terör örgütünü desteklemiştir.

 Nil Havzası  yaklaşık 10 ülke arasında paylaşılmaktadır. Ancak bu ülkeler arasında Mısır, Sudan ve Etiyopya ön plana çıkmaktadır. Mısır ise Nil havzasına coğrafya olarak hiçbir katkı sağlamamasına karşın, havza üzerinde etkin devleti oluşturmaktadır. Bu durum Mısır’ın geçmişte edinmiş olduğu üstünlüklerden kaynaklanmaktadır. Mısır bu mevcut durumun devam etmesi yönünde politikalar yürütmektedir. 

  Ortadoğu coğrafyasında suyun daha uzun süre üst siyasetin gündemini işgal etmeye devam edeceği anlaşılmaktadır.Taraflar arasındaki anlaşmazlıkların sebepleri değişiklik göstermekle birlikte suyun paylaşımıyla ilgili mutabık kalınmış herhangi bir uluslararası hukuk kurallarının olmaması ve askeri-siyasi alanda güçlü olan devletin su kaynakları üzerinde baskı  kurmaya çalışması, en temel iki neden olarak görünmektedir. Geçmişte petrol kaynaklarına göre şekillenen Ortadoğu haritasının, gelecekte de su kaynaklarına göre şekillenmemesi için bölge devletlerinin var olan kıt su kaynaklarını daha akılcı bir biçimde kullanmaları, sınıraşan su konusunu çatışmaya dönüştürmek yerine barışı sağlamak için bir araç olarak görmeleri gerekmektedir. Daha önce su kaynakları için savaşı göze almış bölge ülkelerinin gelecekte de aynı neden için savaşabilecekleri göz önüne alındığında bölgedeki su kaynaklarının, devletlerin birbirleri üzerinde politik bir baskı aracı olarak kullanılması yerine barış, işbirliği ve istikrarı arttırmada bir araç olarak kullanılmalıdır.

KAYNAKÇA

 

 Altunbaş, İbrahim , Yeni Bir Senaryo: Ortadoğu’da Su Savaşları

 Arı Tayyar, Gecmisten Günümüze Orta Dogu; Siyaset, Savas Ve Diplomasi

ABAY, O. ve O. BAYKAN, Büyük Ortadoğu Projesi Su Politikaları, TMMOB 2. Su Politikaları Kongresi, 

SALTÜRK, M., Orta Doğu’da Su Sorunu Ve Türkiye Açısından İncelenmesi, Güvenlik Stratejileri Dergisi

ÜSTE, N., Uluslararası Politika Ve Türk Dış Politikası Açısından Sınıraşan Sularımız, D.E.Ü.İ.İ.B.F. Dergisi, 13. Cilt, I. Sayı, 1998.

KARAKILÇIK, Y., Bölgesel Su Anlaşmazlıklarının Küresel Çatışmaya Dönüşme Riski:Fırat ve Dicle Örneği, Uluslararası Hukuk ve Politika

Duyar Metin, Özçelebi Oğuzhan,Ortadogu'da su sorunu: Israil'in su ihtiyacinin temel dinamikleri

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar