OSMANLI'DAN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE EKONOMİSİ


Giriş

   Ekonimi kavramını günlük hayatımızda farkında olmadan kullanıyoruz veya çevremizden duyabiliyoruz. Peki ekonomi nedir ? Bu soruya verilecek en genel cevap ise üretim , tüketim , ticaret , ithalat ve ihracatlardan oluşan insan aktivitesi olacaktır. Bu bağlamda geçmişten günümüze insanlar tarafından yapılan her türlü ticaret , üretim veya değiş - tokuşlar ekonomiyi oluşturuyor.
   
Bu çalışmada 19.yy sonlarına doğru Osmanlı Devleti 'ndeki ekonomik durumu ele alıp günümüze kadar ne halde olduğundan söz edeceğiz.

Osmanlı Dönemi Ekonomi

19.yy ın ikinci yarısında Osmanlı Devleti , ekonomisinin genel kısmını askeri bölümlere ve savaş giderlerine harcamıştır. Hatta ilk dış borçlanma 1854 yılında Sultan Abdülmecid tarafından yapılmış ve Kırım Savaşı 'nın giderlerinin ödenmesi için harcanmıştır. Avrupa ülkelerinden alınan bu borç ödenmeyince , Avrupa Devletleri tarafından Duyun-u Umumiye İdaresi kurulmuştur. Abdülhamit döneminde kurulan Duyun-u Umumiye , 1881-1939 yılları arasında faaliyet göstermiş , amacı ise Avrupalı devletler tarafındam Osmanlı ' nın dış borçlarını denetlemektedir. 19.yy sonunda ise Osmanlı Devleti ' nin borcu ise 242,2 milyon liradır.

   Cumhuriyet Öncesi Dönemde  Osmanlı Ekonomisi

   Cumhuriyet öncesi dönemde Osmanlı ' daki sanayi durumu Avrupa ' ya göre çok geride idi. Osmanlı Devleti içerisinde bulunan toplam işletme sayısı 264 tanedir. Bu sayıdan belliki işsizlik oranları çok yüksek , enflasyon oranları tavan yapmış , ekonomiyi geliştirmeye dönük pek bir durum yoktur. Bu işletmelerin 28 tanesini şirketler oluşturmaktadır. Bu şirketlerdeki emek ve sermaye bakımından türklerin payı ise % 15 tir. Bu da demek oluyor ki bu dönemde Osmanlı 'daki şirketlerin büyük bir kısmında Avrupa ülkelerinin payı daha yüksektir.

Cumhuriyet Dönemi Ekonomi

Osmanlı Devleti 'nden devralınan yapının GSYH ' si 953 milyon türk lirası idi. Lozan Antlaşması ' ndan sonra Osmanlı ' dan kalan , Türkiye Cumhuriyeti ' ne düşen dış borç miktarı yaklaşık olarak 100 milyon lira idi. Bu dış borcun ödenmesine 1929 ' da başlanmış ve 25 yıl sürmüştür.
   Cumhuriyet döneminde sanayi neredeyse hiç yoktu. Üretimin büyük bir kısmı tarıma bağlıydı. Kapitülasyonlar ve dış borçlar ülkeyi bir açmazda bırakmıştı. 1923 yılında milli gelir 570 milyon dolar civarında , kişi başına düşen yıllık gelir ise 48 dolardı. İhracat 51 milyon dolar , ithalat 87 milyon dolar , GSYH ' da sanayinin payı %11 idi.
   Bu büyük sıkıntılardan kurtulmak için ilk başta Mustafa Kemal önderliğinde İzmir İktisat Kongresi toplanır. Bu kongredeki amaç üreticilerin korunması , ihracatı özendirmek , Milli sanayiyi ve işçiyi korumak ve demiryolu siyaseti prensiplerine dayanır. Daha sonra İşbankası 'nın kurulması , Aşar Vergisi ' nin kaldırılması , Teşvik ' i Sanayi Kanunu ve Beş yıllık kalkınma planlarının yapılması bu facia ekonomiyi toparlamaya yöneliktir. Bunların yanı sıra 1931 ' de Mustafa Kemal Atatürk ' ün önderliğinde cumhuriyetin kalkınması için Sümerbank kuruldu. Sümerbak ' ın temel görevi sanayi tesislerinin kurulması ve kurulan diğer devlet kuruluşlarına da örnek olmasıdır. Murat Koraltürk tarafından yazılan " Türkiye ekonomisinde bir öncü : Sümerbank " kitabına göre ; Sümerbank Devlet Sanayi Ofisi 'nden devraldığı Bakırköy , Defterdan , Herkere , Beykoz Deri fabrikaları , Uşak Şeker ve  Tosya Çeltik fabrikaları ve Unkapanındaki değirmenin işletilmesi ile faaliyete başlamıştır.

Günümüz Ekonomisi

Günümüz ekonomisinde durumlar pek iç açıcı değil malesef. Sanayi üretiminde hızlı bir çöküş , perakende satışlarındaki düşüşlerle de ekonominin halini az çok tahmin edebiliyoruz. İşsizlik oranlarındaki artışlar , enflasyon oranlarının durumu , Türk Lirası ' nın yabancı para piyasasında değer kaybetmesi günümüz Türkiye ' yi açıklar durumdadır. 2002-2019 yılları arasında Türkiye ' nin dış borcu genel olarak artmış ve şuanki dış borç yaklaşık olarak 450 milyar dolardır.
2019 ' un ilk çeyreğinde % 2,6 oranında ekonomide bir küçülme yaşandı. 2018 ' in de sonunda yaşanan           % 3 ' lük bir küçülmeden sonra bu küçülme ile işsizlik ve enflasyonun artması bir krize sebep oluyor gibi. Kişi başına düşen gelir (usd) 2017 yılı 10.537 , 2018 yılı 9.346 , 2019 yılı Mayıs sonunda ise 8.507 dolardır. Yılları sırasıyla yüzde (%) olarak alırsak , büyüme oranı  7.4 , 2.6 , -2.6  işsizlik (Şubat ayları olarak) oranı olarak 10.4 , 13.5 , 14.7   enflasyon oranı olarak (Nisan ayları olarak) 11.92 , 20.3 , 19.5   türk parasının dolar karşısındaki değeri ise  3.78 , 5.29 , 5.89 dur. Bu verilere bakarak Türkiye 'nin ekonomisinin gerilediğini , bir ekonomik krize sürüklendiğimizi söyleyebiliriz.
                                                    
                                                                                                                        Ahmet APAK 
                                                                                                     BÖLGESEL ANALİZ TOPLULUĞU

Yorumlar

Popüler Yayınlar